Gerçek tehlike insandan gelir

gercek tehlike insandan gelir tx42sT32

gercek tehlike insandan gelir tx42sT32

MÜJDE IŞIL- 50. Yılını Kutlayan “Jaws” Filmi ve Yeni Bir Tehlike!

“Jaws”ın gösterime girişinin 50. yılı kutlanırken filmin şahaneliğinden azade olarak bir detay, konunun ilgilileri dışında pek de tartışılmaz. Film, köpekbalıklarının dehşet saçtığı yeni yapımların önünü açarken gerçek hayatta ise köpekbalıklarını şeytanlaştırmış ve bunun sonucunda köpekbalığı avcılığı katliam boyutuna ulaşmıştı. Hatta filmin uyarlandığı kitabın yazarı Peter Benchley, duyduğu pişmanlıkla hayatının geri kalanını köpekbalıklarını korumaya adamıştı. Bugün vizyona giren “Dangerous Animals/Tehlikeli Hayvanlar” da bu durumla doğrudan ilgili. Ama pozitif anlamda.

Filmin başında, Tucker adlı bir tekne sahibiyle tanışıyoruz. Köpekbalıklarını izlemeleri için kafesli dalış yaptırıyor müşterilerine. Ancak kısa süre sonra öğreniyoruz ki Tucker, kadın müşterilerini köpekbalıklarına kurban eden bir seri katil.

Seri katilin kimliğini neredeyse daha ilk dakikada açıklayan film, kısaca özetlersek ‘köpekbalığını kötülemeyen bir köpekbalığı filmi’. Çünkü burada asıl tehlikeli ve katil olan taraf, insan evladı. “The Devil’s Candy”den 10 sene sonra yeniden yönetmen koltuğuna oturan Sean Byrne, senarist Nick Lepard ile hem “Jaws”ın izinden giden hem de onun söylemlerini tersine çeviren bir filme imza atmış. “The Shallows” ve “Open Water”dan da etkiler taşıyan filmde iki anakarakterin benzerlikleri göze çarpıyor. Katil Tucker ki ismini “Jaws”taki mekanik köpekbalığı Bruce’tan almış, yedi yaşındayken köpekbalığı saldırısından sağ kurtuluyor. Sonrasında kendi öyküsünü bir katliam malzemesi yapıyor. Özünde ise sevgi görmemiş biri. Kaçırdığı sörfçü Zephyr de öyle; koruyucu aile yanında büyümüş. Ama kadın, kendine özgür bir yaşam alanı yaratmaya çalışırken adam ise canavarlaşmış yani tehlikeli bir canlıya dönüşmüş.

Filmin gerilim boyutu da sağlam şekilde ilerliyor. Korku/gerilim sinemasının alt türleri olan köpekbalığı filmi ile seri katil filmini birleştiren yapım, kurban ve katil arasındaki güç dengesini sürekli değiştirerek seyirciye nefes aldırmıyor. Bunda oyuncuların da payı büyük. Zephyr’i canlandıran Hassie Harrison, karakterinin savaşçı yönünü başarıyla yansıtırken Jai Courtney de seri katil rolünde muhtemelen bu sene hafızalarda en çok kalacak performanslardan birini sergiliyor.

Son bir not da su altı görüntüleriyle ilgili… Film ekibi “Jaws”taki gibi mekanik köpekbalığı kullanmayı tercih etmemiş. Su altı görüntüleri, gerçek çekimlerden alınmış. Saldırı sahnelerinde ise “Jaws”ın o zaman sahip olmadığı teknolojiye başvurulmuş ve CGI kullanılmış.

Aşk ve Yemek Peşinde

Müge Uğurlar’ın yönettiği ve Uğur Güneş, Osman Sonant, Bülent Şakrak ile Ceren Taşçı’nın rol aldığı “Aşk ve Yemek”te, baba mesleği kebapçılıkla uğraşan Adanalı dört kardeş Civan, Derviş, Feride, ortanca kardeş Ruşen’in yaşadıkları yerde herkesi dolandırması nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalırlar. Aile, kaybolan kardeşleri Ruşen’i geride bırakarak yeni bir hayat kurmak için Samsun’a doğru yola çıkar. Ancak bu yolculuğun onlara büyük sürprizler hazırladığından habersizdirler.